Kısaca
- Daniel Libeskind, 2026 Praemium Imperiale mimarlık dalının 37. ödül sahibi oldu.
- Ödüller 8 Eylül'de Paris, Roma, Berlin, New York, Londra ve Tokyo'da eş zamanlı açıklandı.
- Her ödül sahibi 15 milyon yen alıyor; tören 28 Ekim 2026'da Tokyo'da.
- Dernek, Libeskind'in el çizimine dayalı tasarım pratiğini özellikle vurguladı.
Japonya Sanat Derneği (Japan Art Association), 2026 Praemium Imperiale ödüllerini 8 Eylül Salı günü Paris, Roma, Berlin, New York, Londra ve Tokyo'da eş zamanlı olarak açıkladı. Mimarlık dalındaki ödül, Berlin Yahudi Müzesi ve New York Dünya Ticaret Merkezi master planıyla tanınan Polonya asıllı Amerikalı mimar Daniel Libeskind'e verildi. Resmî ödül sitesine göre Libeskind, bu dalın 37. ödül sahibi.
Bu yılın diğer ödül sahipleri resimde Jenny Holzer, heykelde Andy Goldsworthy, müzikte Herbert Blomstedt, tiyatro/sinemada ise Cate Blanchett oldu. Her ödül sahibine 15 milyon yen ve bir takdir mektubu veriliyor; madalyalar 28 Ekim 2026'da Tokyo'daki törenle takdim edilecek. 5 milyon yenlik Genç Sanatçılar Hibesi ise sosyal, ekonomik ya da eğitim açısından kırılgan durumdaki gençlere yönelik sanat atölyeleri düzenleyen Fransız kuruluşu La Source Garouste'a gitti. Kuruluş, sanatçı Gérard Garouste ve iç mimar Élizabeth Garouste tarafından kurulmuştu.
Sanatın "Nobel'i" olarak anılan ödül
The Art Newspaper'ın hatırlattığı gibi sık sık "sanatın Nobel ödülleri" olarak anılan ve 1988'den bu yana verilen Praemium Imperiale, mimarlığı resim, heykel, müzik ve tiyatro/sinema ile birlikte bir sanat dalı olarak ele alıyor. Ödül, 2020'de pandemi nedeniyle yalnızca bir kez ertelendi. Mimarlık dalındaki önceki ödül sahipleri arasında Eduardo Souto de Moura, Shigeru Ban ve Francis Kéré gibi isimler bulunuyor.
Müzisyenlikten mimarlığa
Ödül sitesindeki biyografiye göre Libeskind 12 Mayıs 1946'da Polonya'nın Lodz kentinde doğdu, gençlik yıllarında ABD'ye göç ederek New York'un Bronx semtine yerleşti. Mimarlığa geçmeden önce müzisyen olarak eğitim aldı. 1970'te Cooper Union'dan mimarlık diploması, 1972'de Essex Üniversitesi'nden mimarlık tarihi ve kuramı alanında lisansüstü derece aldı.
1989'da Berlin Yahudi Müzesi yarışmasını kazandıktan sonra Berlin'de ofisini kurdu; 2003'te Dünya Ticaret Merkezi alanının master plancısı olarak merkezini New York'a taşıdı. Studio Libeskind bugün New York ve Berlin'den çalışıyor.
| Yıl | Seçili yapı |
|---|---|
| 2001 | Yahudi Müzesi, Berlin |
| 2007 | Royal Ontario Museum, Toronto |
| 2011 | Bundeswehr Askeri Tarih Müzesi, Dresden |
| 2011 | Reflections at Keppel Bay, Singapur |
| 2017 | Leuphana Üniversitesi Forum binası, Lüneburg |
| 2024 | Maggie's Centre (Royal Free), Londra |
Jüri neyi öne çıkardı?
Dernek, Libeskind'i duygusal olarak güçlü ve özgün mimarisiyle kültürel belleği çağırma yeteneği nedeniyle ödüllendirdiğini belirtiyor. ArchDaily'nin aktardığına göre değerlendirmede mimarın müzik, felsefe ve edebiyatla ömür boyu süren ilişkisi, sese ve bedensel deneyime duyarlılığı, riski tarihe saygıyla dengeleyen yaklaşımı ve el çizimine dayalı tasarıma istikrarlı bağlılığı vurgulandı. Libeskind'in ödül sitesinde yer alan bir sözü de bu çizgiyi özetliyor: "Mimarlık, müzik gibi, bedenin kendisiyle bağlantılıdır." Mimar daha önce Goethe Madalyası, Hiroşima Sanat Ödülü, Dresden Barış Ödülü ve Avrupa Sinti ve Roman Sivil Haklar Ödülü'ne de layık görülmüştü.
Dernek ayrıca Ulm'da süren Albert Einstein Keşif Merkezi projesini ve mimarın 2018'de yayımlanan, tasarım felsefesini anlattığı "Edge of Order" kitabını da andı. Stüdyonun güncel işleri arasında Seul'ün Gangnam bölgesindeki Daechi-dong'da, beş bloktan ve 630 daireden oluşan mevcut bir siteyi, 49 kata kadar yükselen altı kule ve yaklaşık 1.000 konutla yenileyecek bir dönüşüm projesi (HJ Design Partners ve SAMOO Architects & Engineers ile), Paris yakınındaki Issy-les-Moulineaux'da, Grand Paris Express'in gelecekteki 15. hat istasyonuna komşu, yeşil duvarlı ve biyo-kaynaklı malzemeler içeren 20.000 m²'yi aşan karma kullanımlı bir yapı ve Anvers'teki Art Deco Boerentoren kulesinin yenilenmesi bulunuyor.
Dijital çağda el çiziminin yeri
Libeskind'in keskin açılı, kırık hacimleri ilk bakışta tamamen dijital modellemeden doğmuş gibi görünebilir. Ödül gerekçesinde ise el çizimine bağlılığın ayrıca vurgulanması dikkat çekici. Bu, karmaşık geometrilerin bile ilk olarak kalemle, bir fikir ve ritim olarak doğabileceğini; dijital araçların ise bu fikri inşa edilebilir hale getiren ikinci katman olduğunu hatırlatıyor. Yapay zekâ destekli görsel üretiminin tasarımın ilk aşamalarına hızla girdiği bir dönemde, uluslararası bir ödülün gerekçesinde el çiziminin açıkça anılması ayrıca not edilmeye değer.
Görselleştirme sanatçıları açısından Libeskind yapıları, keskin ışık-gölge kontrastı ve dar, yüksek boşluklar nedeniyle kamera açısı ve ışık yönü seçiminin anlatıyı doğrudan belirlediği örnekler. Yahudi Müzesi gibi yapılarda mekânın etkisi, ışığın nereden ve ne kadar girdiğine bağlı; bu da sunumda aydınlatmanın bir tasarım kararı olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. Kısacası bu yapılarda iyi bir görsel, formu göstermekten çok bir duyguyu aktarmayı hedeflemeli.
Kaynaklar
3 kaynakKaynak metinler yeniden yayımlanmaz; kısa alıntılar tırnak içinde verilir, geri kalanı özgün özet ve yorumdur.
Libeskind'e verilen ödül, mimarlığı bir sanat dalı olarak konumlandıran Praemium Imperiale'nin tercihlerini yansıtıyor: kültürel bellek, anma ve duygusal etki. Türkiye'de de anıt, müze ve anma mekânı projelerinin yarışmalarla sıkça gündeme geldiği düşünüldüğünde, mekânın duygusal anlatısını kuran bu yaklaşım öğrenciler için güçlü bir çalışma alanı.
Ödül gerekçesindeki el çizimi vurgusu ise yapay zekâ ve parametrik araçların hızla yaygınlaştığı bir dönemde önemli bir hatırlatma. Ofislerimizde fikir aşamasının doğrudan yazılımla başlaması yaygınlaşırken, eskiz defterinin hâlâ en hızlı düşünme aracı olduğu unutulmamalı. Dijital araçlar fikri geliştirir ve sınar; ancak fikrin kendisini üretmez; o hâlâ mimarın masasında, çoğu zaman bir kalemin ucunda doğar.




Yorumlar 0